RTÜK Denetimi: Sadece Netflix mi?


Resim Kaynağı

Geçtiğimiz Perşembe günü internet üzerindeki yayınların RTÜK denetimine girmesini sağlayacak bir yönetmelik yayınlandı. Ne yazık ki hukuk camiası gördüğümüz kadarıyla bu konuda çok sessiz kaldı. Ülkedeki hukuksuzluklardan fazlaca yılınmış olacak ki; hiç kimse bu yönetmeliğin olası tehditlerini ve hukuka aykırılıklarını inceleyip bir yazı ortaya koymamış.

Biz de bu konuyu yakın çevremizdeki podcast yayını yapan kişilerin telaşlı soruları sonrasında inceleme gereği hissettik. Yönetmelik hakkında gerek medyada gerekse de halk arasında bütün konuşulan internette dizi izlenmesini sağlayan yayınlar. Peki RTÜK denetimi yalnızca Netflix, BluTV gibi internet televizyonlarını mı ilgilendiriyor? Sorunun cevabını yazımızda irdelemeye çalıştık.

Kim Bu Platform İşletmecileri?

Bilindiği üzere denetim yönetmelikle gündeme gelmedi. Uzun bir süredir konuşulan internet ortamına RTÜK denetimi gelmesi fikri geçtiğimiz yaz meclis gündeminden geçmişti. Mart 2018’de 6112 Sayılı Kanun’un 29/a. Maddesi “Radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini sadece internet ortamından sunmak isteyen medya hizmet sağlayıcılar Üst Kuruldan yayın lisansı, bu yayınları internet ortamından iletmek isteyen platform işletmecileri de Üst Kuruldan yayın iletim yetkisi almak zorundadır” şeklinde düzenlenmişse de bu konuda bir yönetmelik yeni düzenlendi.

Sonuç olarak maddeden de anlaşılacağı üzere Netflix ya da Blutv gibi kurumların bir lisans alması gerektiği çok açık. Peki ya internette bir şeyler paylaşan geri kalanlar? Yönetmelik bu konuda neler söylüyor?

Öncelikle korkmaya henüz gerek yok. Çünkü yönetmeliğin yaptırım maddeleri henüz yürürlüğe girmedi. Yani korkmak için hala 1 ayınız var. Ancak 1 ay sonra neler olabileceği konusunda da temkinli davranmak lazım. Yönetmeliğin henüz yürürlüğe girmeyen 10.maddesi’ne göre lisanssız yayınlar tespit edildiğinde RTÜK yayını yapan kişiye önce ihtarda bulunulacak. Eğer üç aylık lisans ücretini ödemez ya da 72 saat içinde yayına son verilmezse sulh ceza hakimi kararıyla erişim engellenecek ve de RTÜK tarafından ilgili hakkında suç duyurusunda bulunulacak. Buna riayet etmeyenler için 6112 RTÜK Kuruluş Kanunu’nun 33.maddesine göre de adli para cezası verilmesi söz konusu.

Bu kısa ve ürkütücü bilgilendirmeyi yaptıktan sonra yönetmelikte neyin nasıl tanımlandığına göz gezdirmekte fayda var.

Yönetmeliğin 4.maddesi “İnternet ortamından isteğe bağlı yayın hizmetini Bireysel iletişim hizmetleri dışında, programların kullanıcının seçtiği bir zamanda ve münferit isteği üzerine medya hizmet sağlayıcı tarafından düzenlenmiş bir program kataloğuna bağlı olarak ve doğrudan veya koşullu erişim yoluyla internet ortamından izlendiği veya dinlendiği yayın hizmeti” şeklinde tanımlıyor.

Yine aynı madde internet platform işleticisini “Çok sayıda radyo, televizyon ve/veya isteğe bağlı yayın hizmetini internet ortamından kendilerine ait bir URL adresi ve/veya mobil uygulamalar vasıtasıyla iletimini sağlayarak, doğrudan ve/veya koşullu erişim yoluyla tümleşik televizyon alıcısı, bilgisayar, akıllı telefon, tablet veya benzeri cihazlarla alınabilecek şekilde kullanıcıların hizmetine sunan kuruluşu” şeklinde tanımlıyor.

Bu maddeleri incelediğimizde kapsamın ne kadar muğlak ve yoruma açık olduğunu görüyoruz. Podcast yayını isteğe bağlı yayın hizmeti midir? Yahut arada sırada videolar çekip yayınladığınız bir siteniz olsa? Bu sizi platform işleticisi mi yapar? Bilemiyoruz.

Bizim kanaatimizi sorarsanız: medya hizmetlerine özgülenmiş bir tüzel kişi değilseniz bu yönetmelikte “isteğe bağlı yayın hizmeti” yapan kişi değil, aynı yönetmelikte tanımlanmış ve kapsam dışı olan “bireysel iletişim” faaliyetini gerçekleştiren kişisiniz. Ama RTÜK’ün neyi nasıl yorumlayacağını henüz kestiremiyoruz. Büyük ihtimalle bu konuda yargı kararları görene kadar da kestiremeyeceğiz.

Konu Sadece LGBTİ mi?

Denetim konuşulurken yalnızca Netflix gibi platformlarda günümüzde varlığını güçlü bir şekilde gösteren farklı cinsel yönelimlerin gösterilmesi gündeme geldi. Ülkede gittikçe artan muhafazakar baskı, onur yürüyüşü gibi etkinliklere gösterilen baskı da düşünüldüğünde düzenlemenin akla ilk bunları getirmesi gayet haklı. Ancak konu sadece bu mu?

Geçtiğimiz yıllarda medyanın büyük ölçüde şekillendirildiği hepimizin bildiği bir şey. Bu müdahalenin mağdurları genellikle kendilerini ya yabancı medya organlarında ya da internette buluyorlar. Ancak belli ki bu da yetmiyor. Rus yayın organı RS FM’de çalışan Yavuz Oğhan’ın başına gelenleri biliyorsunuz. İnternet ise arada sırada bazı sitelere erişim engeli getirilse de medyaya her zaman büyük bir alternatif oldu. İşte bize göre yönetmelik en büyük tehdidini bu alanlarda gösterecek. Bu sayede basındaki etkisi zaten çok düşük olan muhalif kesimin etkisi daha da azalacak. Medyascope gibi bir çok alternatif yayın alanının bu denetimin asıl hedefi olacağına inanıyoruz. Öte yandan toplumda büyük tepkiler çeken müfredat değişikliklerine inat alternatif eğitim veren onlarca site, video ve podcast yayıncısı da tehdit altında. Dolayısıyla konu yalnızca LGBTİ bireylerini kapsamıyor.

İhlaller ve Uyumsuzluklar

Yönetmeliğin en büyük sorunu tabi ki hukuka aykırı olması. Hukukçuların bildiği üzere hak ve özgürlükler yalnızca kanunla, öngörülebilir ve orantılı şekilde sınırlandırılabilir. Oysa söz konusu düzenlemede tanımların büyük bir kısmı yönetmelikle ve yoruma açık bir şekilde yapılmış.

Bu durumun Anayasanın hak ve özgürlük sınırlandırmasını düzenleyen 13., ifade özgürlüğünü düzenleyen 26. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin ise ifade hürriyetini düzenleyen 10.maddesini ihlal ettiği sanıyoruz ki bütün hukukçular tarafından ilk bakışta anlaşılacaktır.

Bu kadar muğlak tanımlar üzerine kurgulanan üstelik cezai yaptırıma bağlanan yükümlülüklerin idari keyfiliğe yol açması işten bile değil.

Üstelik yine aynı sebeplerden dolayı yayın kriterlerinin de net olarak belirlenmemesi ifade özgürlüğünü ağır oranda ihlal ediyor.

Ancak hepsinden daha tuhafı ise Türkiye’de yayın yapmayan yayıncılara bu denetimin nasıl uygulanacağı konusu. İnternet global bir yer. Dil esaslı mı denetim yapılacak?  Ya da yurtdışındaki ve/veya yabancı kişilere durmadan soruşturma mı açılacak? Bu düzenlemeler şimdiden otomatik site kapatma enstrümanına dönüşecek gibi duruyor.

Sonuç:

Kişisel kanaatimize göre medya hizmetine özgülenen bir tüzel kişi değilseniz ve internet üzerinde yayın yapıyorsanız bu yönetmeliğin denetim alanına girmemeniz ve yaptığınız faaliyetin yönetmelikte yer alan “bireysel iletişim” tanımında değerlendirilmesi gerekiyor. Ancak açıkladığımız üzere yönetmelik o kadar muğlak düzenlenmiş ki idari kurumlar tarafından gelecekte nasıl yorumlanacağını kestiremiyoruz.

Bu düzenlemelerin çok yakın bir zamanda iptal edileceğini umuyoruz. Bu muğlak maddeler ülkenin ticari hayatına ve itibarına, kişilerin hak ve özgürlüklerine çok ciddi zararlar verecektir.

Baran Can Kaya – Kadir Tanrıverdi

Author: Ius Futurus

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir