Hukuk Bir Bilim midir?

Kimi meslektaşlarımız, yazarlarımız ve akademisyenlerimiz “hukuk bilimi” tabirini sıklıkla kullanıyorlar. Bir bilim takipçisi olarak bu konuyu hiç es geçmedim. Ama hiç de derli toplu bir yazı koyamadım ortaya. O nedenle aylar sonra girdiğim medium sitesine bu yazıyla merhaba diyorum.

Genellikle bir mülkiyetin haklı sahibini tespit eden, bir kişinin dört duvara koyulup koyulmayacağına karar veren bu kadar kapsamlı bir dalın temellerini eşelemek her hukukçunun yapması gereken bir iştir. Neyi, neye dayanarak ve ne için yaptığımızı unutursak yaptıklarımızın amacından sapması çok kolay olacaktır. Bu nedenle hukukçu sadece uygulamayı değil, uyguladığı şeyin soyut kaynaklarını bilmek zorundadır.

Gelelim hukukun bir bilim olup olmaması hususuna.

Tanımlar

Bilimin en geniş tanımı bilimsel yöntemleri (deney,gözlem ve mantık) kullanarak (yanlışlanabilir) nesnel bilgi edinmektir.

Oysa hukuk emsal, kıyas, hakimin hukuk yaratması ve yasa gibi verileri kullanarak, yanlışlanabilir olmayan “hüküm”ler elde eder. Hukukun elde ettiği şey bilgi değil temel olarak “hüküm”dür.

Şöyle örnekleyebiliriz, bilimsel faaliyetlerle dünyanın eğik olduğunu dikilitaşların gölgesinden anlayabilir, eğim farkının olduğu mesafeyi ölçüp oran orantı yaparak dünyanın çevresine dair bir fikir edinebiliriz. (Ki Eratosthenes gerçekten de henüz m.ö 2.yy’dayken bunu başardı)

Elde ettiğimiz bu fikir, gözleme deneye akıl yürütmeye dayalıdır. Ve günümüz teknolojisi tarafından denenerek yanlışlanabilir düzeydedir.

Oysa cinayetin cezasının müebbet hapis olması bir bilgi değil hüküm kabul edilebilir. Eğer bunu bir yasama çalışması olarak düşünüp, “müebbet hapis katilleri caydırır” şeklinde bir bilgi bir önerme olduğunu kabul etsek bile bu fikir deney ya da gözlemle ortaya çıkan bir fikir değildir. Ve tüm toplumu sabit bir değişkenle denemediğimiz sürece de yanlışlayamayız. Zaten yapabilsek bile bu hukuk değil sosyolojinin konusu olur.

Hukuki Şüphecilik

Bir diğer fark da ispat ve şüphecilik hususundadır. Bilim tarih boyunca şüpheci düşünceden ve sorgulayıcı bir zihin yapısından faydalanmıştır, bunu da yanlışlanabilirlik kavramıyla taçlandırmıştır. Oysa hukukta sorgulama “denetlenebilirlik” ile gerçekleşir. Bu ise normatif ve hiyerarşik bir denetimdir.

Hukukta ispat ise bilimdeki ispat konusundan çok daha farklıdır. İspat kavramı genellikle“karinelerle” açıklanmaktadır. Karineler ise “olağan hayatın akışı” tabirinden beslenen çoğunlukla sezgisel varsayımlardır. Bu varsayımlar kimi zaman amaçsal da olabilirler. Örneğin masumiyet karinesi böyledir. Ceza davaları “Şüpheden sanık yararlanır” diyerek ispat çizgisi daha yukarı çekilmektedir. Her halukarda hukuktaki şüphe, ispat gibi kavramlar “bilimsel” kavramlardan çok daha farklıdır.

Görüşler

Fransız Matematikçi Blaise Pascal ve Alman Hukukçu Kirchmann gibi isimler kişiler,toplumlar, zaman ve mekana göre değişebilen böylesi bir disipline “bilim” denemeyeceğini savunmuş, buna karşın kimi yazarlar da hukuk disiplinini tarih, filoloji gibi başka disiplinlere benzeterek bilim olduğunu savunmuşlardır.

E. Hirsch ise tüm bu görüşleri değerlendirerek hukuk bilimi değil, “klasik hukuk bilimi” tabirini kullanmıştır. Buna göre hukukçu “hukuk kurallarının yer zaman kişi yönünden geçerlilik alanlarını tespit etmekle uğraşır”

Sonuç

Eğer hukuk disiplinini yasama veya yargılama faaliyeti olarak kabul edeceksek bilimsel bilgi değil hüküm yaratıldığını kabul etmeliyiz. Bu hükümlerin tabanındaki veriler bilimsel olabilir, olmayabilir de. Örneğin hangi cezanın ne etki yaratacağı bilimsel bir araştırmaya dayanabilir. Ancak bu araştırmalar hukuk bilimi değildir.

Eğer hukuk disiplinini varolan tüm sistemleri inceleme faaliyeti olarak kabul edersek tıpkı Ernst Hirsch’in ortaya çıkardığı sonuç gibi aslında bu bizi bir bilimden çok bir tasnifçilik ve tarihçilik etkinliğine götürür.

Bana kalırsa hukuk disiplini bunların tamamıdır ve tıpkı edebiyat gibi sezgisel ve subjektif bir beşeri disiplindir. Böyle söylemekle hukuku küçümsediğimiz anlaşılmasın. Yasaların insanlar için olduğunu ve hiçbir yasanın kutsal olmadığını anlamamız ve hukuki faaliyeti bir ruhban sınıfıymışcasına yapmamız açısından önemlidir bu.

Böyle düşündüğümüz zaman bir bilim olmayan hukukun faydalandığı tüm verileri bilimsel ve rasyonel hale getirmek için daha çok çabalayacağımıza inanıyorum.

Sağlıcakla.

Kadir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir